Yabancıların Türkiye'de Taşınmaz Edinimine İlişkin Hukuki Değerlendirmeler - ONGUR&PARTNERS

BLOG

Yabancıların Türkiye'de Taşınmaz Edinimine İlişkin Hukuki Değerlendirmeler


YABANCILARIN TÜRKİYE’DE TAŞINMAZ EDİNİMİNE İLİŞKİN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER*

 

Avukat ARZU ONGUR **

 

     I.     GENEL OLARAK

 

     Ülkelerin yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin ülke topraklarında gayrimenkul edinimi konusunda tanıdıkları hak ve yükümlülükler, tarihsel süreçte değişim ve gelişim gösteren bir takım yasal düzenlemelere tabi tutulmuştur. Tarihin belirli dönemlerinde birçok devlet yabancıların ülkelerinde gayrimenkul edinimini yasaklayıcı düzenlemeler getirirken[1]; günümüzde özellikle küreselleşmenin ve serbest piyasa ekonomisine geçişin de etkisiyle bu engellemeler belirli prensipler çerçevesinde asgari düzeye indirgenmeye çalışılmaktadır.

 

     Modern hukuk sistemlerinde ise; yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin sıklıkla başvurulan temel ilkeler “karşılıklı muamele (karşılıklılık)” ve “kanuni sınırlara uygunluk” olarak göze çarpmaktadır.

 

     Karşılıklı muamele[2], en az iki devlet arasında uygulanan ve akid devletlerin birbirlerinin vatandaşlarına aynı ya da benzer mahiyette haklar tanımalarını ifade eden bir prensiptir[3]. Bu çerçevede karşılıklı olmak esası uluslararası ilişkilerde eşitliği sağlayan bir denge aracı olarak nitelendirilebilir. Karşılıklılık ilkesi, Türk hukukunda da 2012 yılına kadar uygulanmış ve yabancıların Türkiye’de gayrimenkul ediniminde, söz konusu yabancıların vatandaşı oldukları ülkelerde Türk vatandaşlarına gayrimenkul edinimi hakkının hukuki ve fiili olarak tanınmış olması şartı aranmıştır. Ancak 03/05/2012 tarihli ve 6302 sayılı Kanun ile birlikte bu ilkenin yerini “Bakanlar Kurulu tarafından belirlenme” usulü almıştır.

 

     Kanuni sınırlara uygunluk ilkesi ise; ülkelerin birbirinden farklı özellikleri dikkate alınarak; yabancıların gayrimenkul ediniminde ancak söz konusu ülkenin öngördüğü kanuni kısıtlamalara uygun olarak taşınmaz edinilebileceği şeklinde ifade edilebilir. Türk hukukunda yabancı gerçek kişilerin taşınmaz mal ediniminde uygulanan kanuni sınırlamalara ilişkin olarak; 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile 1062 sayılı Mukabele Bil Misil Kanunu ile getirilen düzenlemeler en dikkat çekici örneklerdir.

 

     II.         YABANCILARIN TAŞINMAZ EDİNİMİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER

 

     Ülkemizde yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin temel düzenleme 22.12.1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanununun[4]  35 ve 36. maddeleri ile düzenleme altına alınmıştır. Yürürlüğe girdiği dönemin koşullarına göre yenilikçi bir nitelik arz eden Tapu Kanunu’nun getirdiği bu düzenlemeler, zaman içerisinde ihtiyaçlara cevap veremez hale gelerek değiştirilmiş ve yeni formlara kavuşturulmuştur[5]. Ancak gerçekleştirilen değişikliklerle öngörülen düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin çeşitli tarihlerde tesis ettiği kararlar[6] ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş ve nihayet söz konusu maddeler 03/05/2012 tarih ve  6302 Sayılı Kanunun 1. maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde mevcut şeklini almıştır.

 

     Türk mevzuatında yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin düzenlemelerin kapsam ve nitelikleri itibariyle üç temel başlık altında incelenmesi mümkündür. Bunlar;

 

     —     Yabancı uyruklu gerçek kişilere ilişkin düzenlemeler,

     —     Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine ilişkin düzenlemeler,

     —     Yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlere ilişkin düzenlemeler şeklinde sınıflandırılabilir.

 

     1.     YABANCI UYRUKLU GERÇEK KİŞİLER

 

2644 Sayılı Tapu Kanunu’nun 35. maddesi gereğince; yabancı gerçek kişilerin  “Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmiş devletlerin vatandaşı olmak” ve “kanuni sınırlamalara uymak” kaydı ile Türkiye topraklarında taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecekleri düzenleme altına alınmıştır[7]. Bu doğrultuda; genel kural yabancı gerçek kişilerin  yukarıda sunulan esaslar dahilinde gayrimenkul edinimine ilişkin serbestisi olmakla beraber; mevzuatta bu kuralın istisnasını teşkil eden kısıtlamalar aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir:

 

          a.     Kişi bazında Miktar Yoğunluğuna Yönelik Kısıtlamalar:

 

Tapu Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrası gereğince ; bir yabancı gerçek kişinin ülke genelinde edineceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam yüzölçümünün ülke genelinde 30 hektarı geçemeyeceği öngörülmüştür[8]. Bu düzenleme ile yabancıların taşınmaz ediniminde uygulanacak kişi bazında miktara yönelik bir kısıtlama getirilmiş bulunmaktadır. Kanaatimizce; Türk tabiiyetinde olmayan yabancı gerçek kişilerin ülke sınırları içerisinde edinebilecekleri taşınmaz yüzölçümüne; bir sınırlama getirilmiş olması; isabetli bir yaklaşım olarak nitelendirilebilir. Şöyle ki; yabancı uyruklu kişilerin ülkede edinebileceği taşınmaz miktarına yönelik olarak kısıtlama konulmaması halinde; kişi bazında taşınmaz edinim yoğunluğunun artışı, milli güvenlik ve kamu yararı kıstasları ile de çelişen durumlara yol açabilecektir.

 

          b.     Bölge Bazında Miktar Yoğunluğuna Yönelik Kısıtlamalar:

 

     Mevzuatta öngörülen miktara yönelik kısıtlamaların bir diğer boyutu ise; belirli bölgelerde yabancıların yoğun olarak gayrimenkul edinmelerini engellemeye yönelik düzenlemelerdir. Tapu Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrası gereğince;  özel mülkiyete konu ilçe yüzölçümünün yüzde onuna kadar kısmında yabancıların taşınmaz ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynî hak edinebileceklerdir.

 

     Bu düzenleme gereğince; ülkemizin Hatay,  Mardin ve Kilis illerinde yabancılar tarafından edinilen gayrimenkullerin toplam miktarının söz konusu şehirlerin yüz ölçümünün 10% aşması sebebiyle 13.11.2009 tarihinde tesis edilen Bakanlar Kurulu kararı söz konusu bölgeler için yabancıların taşınmaz edinimi yasaklanmıştır[9].

 

     Cumhurbaşkanı, merkez ilçe ve ilçelerin altyapı, ekonomi, enerji, çevre, kültür, tarım ve güvenlik açısından önemlerini dikkate alarak, 10% oranını daha az bir oran olarak belirleyebilme yetkisine sahiptir. Gerçekten, belirli bölgelerin sahip olduğu nitelikler söz konusu bölgelerde yabancılar tarafından edinilebilecek taşınmaz miktarının 10% oranından daha az bir oranda olmasını gerektirebilecektir.

 

          c.     Milli Güvenlik ve Kamu Yararına İlişkin Kısıtlamalar:

 

     Her devlet, ülkesinin asli unsuru olan toprak öğesi üzerindeki egemenlik yetkilerini kısıtlayabilecek nitelikteki durum ve şartları engelleme yetki ve görevine sahiptir. Bu kapsamda; Türk mevzuatında da taşınmaz ediniminin milli güvenlik ve kamu yararının gerektirdiği durumlarda kısıtlanmasını öngören bir takım mekanizmalar mevcuttur. Kamu yararı ve ülke güvenliğinin gerektirdiği durumlarda yabancıların gayrimenkul ediniminin kontrol ve gerektiğinde yasaklanması öngören mekanizmalar; Tapu Kanunun yanı sıra, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile 1062 sayılı Mukabele Bil Misil Kanunu’nda da özel olarak düzenleme altına alınmıştır.

 

     Yukarıda izah olunan; Tapu Kanunu’ndaki düzenlemelere aykırı edinilen taşınmazlar ile sınırlı ayni haklar Maliye Bakanlığınca verilecek süre içerisinde, maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilmekte ve bu bedel hak sahibine ödenmektedir. [10].

 

     2.     YABANCI ŞİRKETLERİN TÜRKİYE’DE TAŞINMAZ MAL İKTİSABI

 

     Ülkemizde “yabancı şirket” kavramı konusunda bir anlam karmaşası olduğu bilinmektedir. Şöyle ki; uygulamada, sermayesi ya da ortakları yabancı olan ancak Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin yanlış bir ifade ile yabancı şirket olarak tanımlandığı ve bu hatanın sıklıkla yapıldığı görülmektedir. Burada hemen açıklamakta fayda bulunmaktadır ki; sermayesinin ve/veya ortaklarının tamamı yabancı olan ancak Türkiye’de kurulan şirketler, hukuki olarak yabancı şirket değil Türk Şirketi statüsüne ve muamelesine tabidirler[11]. Bu nedenle yasada da açıklıkla ifade edildiği üzere, yabancı şirket kavramı; yabancı ülkelerde kendi ülkelerine göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri tanımlamaktadır.

 

     Makalenin giriş kısmında ifade ettiğimiz üzere; yabancıların taşınmaz edimine ilişkin sınırlara uymak kaydı genel bir şart olup; yabancı şirketlerin ülkemizde taşınmaz ediniminde de uygulanan prensiplerdir. Türk hukukunda yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin gayrimenkul edinimine ilişkin genel çerçeve Tapu Kanunun 35. Maddesinin 2. fıkrası ile düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince; kuruldukları ülke kanunlarına göre tüzel kişiliğe sahip olan yabancı uyruklu ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde Türkiye’de taşınmaz mülkiyeti ve/veya sınırlı ayni haklar elde edebilirler.[12] Uygulamada bu şirketlerin ülkemizde gayrimenkul edinimi hususunda getirilen aşağıdaki düzenlemeler bu konuda en sık kullanılan istisnalara örnek teşkil etmektedir;

 

     -     2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununun 8. maddesi,

     -     6326 sayılı Petrol Kanunu’nun 12. ve 87. maddeleri,

     -     4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununun 3/A. maddesi,

     -     4046 sayılı Özelleştirme Kanunun 14. maddesi,

     -     5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunun 5. maddesi.

 

     Yukarıda belirtilen istisnaların büyük çoğunluğunun ülkemizde yabancılar tarafından yatırım yapılmasını, istihdam sağlanmasını, teknoloji transferlerinin gerçekleştirilmesini ve böylelikle ülke kalkınmasına katkıda bulunulmasını sağlamak saikıyla getirilen düzenlemeler olarak nitelendirilebilir.

 

     3.     YABANCI YATIRIMCI STATÜSÜNDEKİ ŞİRKETLERİN TAŞINMAZ MAL EDİNMELERİ

 

     17 Haziran 2003 tarih ve 25141 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5 Haziran 2003 tarih ve 4875 sayılı "Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu" ile 18.01.1954 tarih ve 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu yürürlükten kaldırılarak yeni hukuki düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu temel olarak; doğrudan yabancı yatırımların özendirilmesi ve artırılması, yabancı yatırımcının haklarının korunması, yabancı yatırımların gerçekleşmesinde izin ve onay sisteminin bilgilendirme sistemine dönüştürülmesi gibi esaslı değişiklikler getirmiştir.

 

     Bu düzenlemeler sayesinde; yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi tutulmuş; yatırım izni, şirket kuruluş izni gibi izin ve onaylar kaldırılmış; yabancı yatırımcıların ülkemizde kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinmeleri serbest bırakılmış idi.

 

     Ancak Anayasa Mahkemesi’nin yabancı yatırımcı statüsündeki şirketlerin Türkiye’de taşınmaz mal edinimine ilişkin 4875 Sayılı Kanunun 3. maddesinin “d” bendini iptal etmesi sonucunda[13] doğrudan yabancı yatırımcıların taşınmaz edimine ilişkin hükmün uygulanma olanağı kalmamıştır. Bu iptal kararı sonrasında; yabancı yatırımcı statüsündeki şirketlerin taşınmaz mal edinimi Tapu Kanunu’nda; önce 03/07/2008 tarih ve 5782 sayılı Kanun ile sonrasında ise 03/05/2012 tarihli ve 6302 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik ile yeniden düzenlenmiştir[14].

 

     Bu düzenlemeye göre, yabancı yatırımcıların Türkiye'de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketler, “ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek” üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilir ve kullanabilirler. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 16/08/2012 tarih ve 28386 sayılı RG.’de yayınlanarak yürürlüğe giren  Ekonomi Bakanlığı’nın “2644 sayılı Tapu Kanununun 36ncı Maddesi Kapsamındaki Şirketlerin ve İştiraklerin Taşınmaz Mülkiyeti ve Sınırlı Aynî Hak Edinimine İlişkin Yönetmelik” ile düzenlenmiştir. Yönetmelikte, yabancı yatırımcı şirketlerin Türkiye’de taşınmaz ve/veya sınırlı ayni hak elde etmelerine ilişkin sürecin Valilikler tarafından gerçekleştirileceği öngörülmüştür. Bu düzenleme gereğince Valilikler; taşınmaz edinimi başvurusunun yapılmasına müteakip olarak;

 

     -     Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünden; mülkiyet edinimi talebinin, şirketin ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusu çerçevesinde olup olmadığını yedi gün içinde yazılı olarak soracak,

 

     -     Genelkurmay Başkanlığı veya yetkilendireceği komutanlıklardan; taşınmazın askerî yasak bölge, askerî güvenlik bölgesi veya stratejik bölgede kalıp kalmadığını, bu bölgelerde kalması halinde taşınmaz mülkiyeti ediniminin uygun olup olmadığını on beş gün içinde yazılı olarak soracak,

 

     -     İl Emniyet Müdürlüğü veya İl Jandarma Komutanlığından taşınmazın özel güvenlik bölgesinde kalıp kalmadığını on beş gün içinde bildirmesini yazılı olarak talep edecektir.

 

     Taşınmazın özel güvenlik bölgesi içinde kalması halinde taşınmaz mülkiyeti edinimi talebi Komisyon tarafından değerlendirilmektedir. Edinilmek istenen taşınmazın askerî yasak bölge, askerî güvenlik bölgesi, stratejik bölge veya özel güvenlik bölgesi dışında kaldığının ilgili birimlerden gelen cevaplar doğrultusunda tespit edilmesi halinde, bu bölgelerdeki taşınmaz mülkiyeti edinimi talebi, şirketin ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusuna ilişkin olarak Sanayi Ve Ticaret İl Müdürlüğünün görüşü çerçevesinde Valilik tarafından sonuçlandırılmaktadır.

 

     Bu şekilde edinilen taşınmazların Türkiye’de kurulu bulunan bir başka yabancı sermayeli şirkete devrinde ve taşınmaz maliki yerli sermayeli bir şirketin hisse devri yoluyla yabancı sermayeli hale gelmesi durumunda da aynı esas geçerlidir. Türkiye’de kurulu yabancı sermayeli şirketlerin tasfiyesi halinde şirketin sahip olduğu taşınmazın şirket ortağı yabancı gerçek kişiler veya yurt dışında kurulu yabancı ticaret şirketleri tarafından edinilmek istenmesi halinde 35 inci madde hükümleri uygulanacaktır.

 

III.        SONUÇ:

 

     Yabancıların ülkemizde taşınmaz edinimi konusu tarihsel süreçte değişim ve gelişim gösteren düzenlemelere tabi tutulmuştur. Ülkenin temel unsurlarından olan toprak ve mülkiyet konularının kamu güvenliği ve kamu yararı konuları ile yakın ilişkisi bu düzenlemelerin şekillenmesinde ve değişiminde etkili olan önemli kriterler olarak varlık göstermektedir.

 

     Türkiye’nin özellikle; serbest piyasa ekonomisine geçişi ve sonrasında Avrupa Birliği mevzuatına uyum sürecinin etkileri doğrultusunda gerçekleştirilen değişiklikler; ülkemizde yabancıların gayrimenkul edinimi konusunda da etkilerini göstermiştir. Gerçekleştirilen yeni düzenlemeler zaman zaman Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarına konu edilmiş ve neticede 2644 Sayılı Tapu Kanununun 35. ve 36. maddelerinde gerçekleştirilen değişiklikler bu konuya ilişkin temel çatıyı oluşturan düzenlemeler olarak varlık bulmuştur. Makale içeriğinde detaylı olarak incelediğimiz üzere; ülkemizde yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin düzenlemeler; yabancı uyruklu gerçek kişiler, yabancı şirketler ve yabancı yatırımcı statüsündeki şirketler bakımından sınıflandırılmak suretiyle belirli kurallara bağlanmıştır.

 

     Kural olarak; bu düzenlemeler; günümüz koşullarında modern hukuk sistemleri ve özellikle Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu bir görünüm arz etmektedir. Ancak Türk hukukunda temel problemlerden olan yeni düzenleme yapmak yerine eski düzenlemelerde değişiklik yapmak suretiyle yenilikler getirilmesi usulü, yabancıların Türkiye’de gayrimenkul edinimi konusunda da etkili olmuş ve bu durum mevzuatta karışık ve anlaşılması zor bir takım muğlaklıkları da beraberinde getirmiştir. Nitekim mevcut düzenlemelerin öngörüldüğü Tapu Kanunu 1934 tarihli olup; gerçekleştirilen yasal değişiklikler ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları neticesinde dil ve sistematik bakımından uygun olmayan bir yasal düzenlemenin böylesine gündemde olan bir konunun çatısını düzenlemesi konunun anlaşılmasına yönelik karmaşıklıklara yol açtığı da bir gerçektir. Sonuç olarak; bu makale ile mevzuattaki karışıklığı hukukçu olan ya da olmayan okuyucular bakımından daha anlaşılabilir ve belirli bir sistematik çerçevesinde ve açık bir dille izah edilmeye çalışılmıştır.

 

KAYNAKÇA:

28/05/1927 tarih 1062 sayılı Mukabele Bil Misil Kanunu

22/12/1934 tarihli ve 3194 sayılı Tapu Kanunu

22/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu

05/06/2003 tarih ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu.

03/05/2012 tarihli ve 6302 sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

2644 sayılı Tapu Kanununun 36 ncı Maddesi Kapsamındaki Şirketlerin ve İştiraklerin Taşınmaz Mülkiyeti ve Sınırlı Aynî Hak Edinimine İlişkin Yönetmelik

ÇELİKEL, Aysel; GELGEL Günseli, “Yabancılar Hukuku” Yenilenmiş 15. Bası,Beta Yaımları, 2009

EKŞİ, Nuray, “Yabancıların Türkiye’deki Taşınmaz Mallar Üzerinde ki Hakları” ,Arıkan Yayınevi, 2006

ERTEN, Rifat, “Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunun Türk Yabancılar Hukuku Sistemi İçindeki Yeri ve Rolü”, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 2005

TİRYAKİOĞLU, Bilgin “Doğrudan Yabancı Yatırımların Uluslararası Hukukta Korunması” , Dayınlarlı Hukuk Yayınları Ltd. Şti., Ankara,  2003

 

www.anayasa.gov.tr

www.invest.gov.tr

www.mfa.gov.tr

www.tkgm.gov.tr

www.tbmm.gov.tr

www.kazanci.com.tr

www.radikal.com.tr

 

 

* Bu makale, yazarın Haziran 2008 tarihinde Türk Amerikan İşAdamları Derneği TABA AMCHAM dergidinde yayınlanmış olan makalesinin gözden geçirilmiş ve yürürlüğe giren yeni mevzuata uygun olarak düzenlenmiş halidir.

** www.arzuongurergan.av.tr Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat.;L.LM Bologna Üniveristesi Hukuk Fakültesi, İtalya; M.A Collegio Europeo di Parma, Italya;PhD Ankara Üniversitesi Hukuku Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı (doktorası devam ediyor.)

[1]Eski Yunan ve Roma’da yabancıların gayrimenkul edinimi hakkı kısıtlı olarak ancak belirli bir gruba tanınmıştır. Orta çağda ise bu hak yabancılar tarafından kullanılamayan bir nitelik arz etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1876 tarihine kadar; yabancılara gayrimenkul edinimi hakkı verilmemiştir.1876 tarihli “Tabayi Ecnebiyenin Emlake Mutasarruf Olmaları Hakkında Kanun” ile Yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin ilk düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Tarihsel sürecin detaylı analizi için bakınız; ÇELİKEL, Aysel, “ Yabancılar Hukuku” Yenilenmiş 15. Bası, Beta Yayınları, 2009, s.225 vd.

[2]Karşılıklılık ilkesi doktrinde; antlaşmaya dayanan karşılıklılık, kanuni karşılıklılık ve fiili karşılıklılık olarak sınıflandırılmaktadır.

[3]ÇELİKEL,Aysel; GELGEL Günseli, “Yabancılar Hukuku” Yenilenmiş 15. Bası,Beta Yaımları, 2009; sayfa 58

[4]R.G yayım tarihi : 29/12/1934   Sayı : 2892

[5]  Tapu Kanunun 35. ve 36. maddelerinde değişiklik getiren düzenlemeler için bkz; 3/7/2003 tarih ve 4916 Sayılı Kanunun 38 maddesi.; 29/12/2005 tarih ve 5444 Sayılı Kanunun 1. maddesi ; 3/7/2008 tarih ve 5782 Sayılı Kanunun 2. maddesi.

[6]  Anayasa Mahkemesi’nin 11.04.2007 tarih ve 2006/35E. 2007/48 K. Sayılı Kararı ile 5444 Sayılı Kanunun Tapu Kanunun 35. maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin düzenlemelerin iptali konusundaki kararı; Anayasa Mahkemesi’nin3/7/2003 tarih ve 4916 Sayılı Kanunun 38 maddesinin iptaline ilişkin  14.03.2005 tarih 2003/70 E., 2005/14 K. Sayılı Kararı.

[7] Yabancı gerçek kişiler lehine Türkiye’de taşınmaz rehni tesis etme konusunda ise bu kısıtlamalar geçerli olmayacaktır.

[8] Maddenin eski halinde; Bakanlar Kurulu’na verilen yüzölçümü sınırlandırmasını 30 hektara kadar arttırabilme yetkisi ve yabancıların il bazında edinebilecekleri taşınmazların illere ve il yüzölçümlerine göre binde beşi geçmemek üzere oran tespit etme yetkisi:  Anayasa Mahkemesi’nin RG 16.01.2008/26758, E. 2006/35, K. 2007/48 sayılı ve 11.04.2007 tarihli kararı ile iptal edilmiştir.

[10] Tapu Kanunu md 35/son

[11] Daha detaylı bilgi için bkz. EKŞİ, Nuray, “Yabancıların Türkiye’deki Taşınmaz Mallar Üzerinde ki Hakları” ,Arıkan Yayınevi 2006 syf.58 vd.

[12] Ülkemizde 2003 yılına kadar, yabacı şirketlerin taşınmaz edinimine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta idi.Ancak uygulamada bu yasal boşluktan hareketle yabancı şirketlerin dolaylı olarak gayrimenkul edindikleri de gözlenmiştir.

[13] RG 16.04.2008/26849 , AYM Kararı E 2003/71, K 2008/79  11.03.2008 Anayasa Mahkemesi kararının detaylı değerlendirmesi için bkz. ÇELİKEL,syf. 236 vd.

[14] Tapu Kanunu md 36/1